Kan basıncı hangi koldan ölçülmeli?

     Kan basıncı ilk ölçülürken her iki koldan da ölçülmelidir. Eğer her iki kol arasında basınç farklılığı yoksa ölçümlerde sağ-sol kol farkı gözetilmez. Ancak bir kolda diğerine göre kan basıncı hafif yüksek ise bundan sonraki ölçümler yüksek olan taraftan yapılmalıdır. Çoğunlukla sağ kolda kan basıncı sol kola göre 10-20 mmHg daha fazla ölçülür. Eğer ki kollar arasında bariz bir kan basıncı farkı saptanırsa doktora başvurulmalıdır.

   Kan basıncını yükselten ilaçlar hangileridir?

     Birçok ilaç, farklı mekanizmalarla kan basıncını yükseltebilir. Steroid türevleri (kortizon), ağrı kesiciler, damar büzücü madde içeren grip ilaçları, romatizma ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar bunların başında gelir. Bu ilaçlar yüksek tansiyonun nedeni olabilecekleri gibi hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların etkisini de azaltabilirler. Bu nedenle yüksek tansiyonlu hastalar kullandıkları tüm ilaçları mutlaka hekimlerine söylemeli ve onlara danışmadan herhangi bir ilaca başlamamalıdır. Ülkemizde maalesef özellikle ağrı kesiciler çok fazla suiistimal edilmektedir; çünkü bu tarz ilaçlara çok kolay ulaşılmakta, reçetesiz temin edilmeleri, hatta marketlerden dahi alınmaları söz konusudur. Gerekli olmadıkça bu ilaçların uzun süre kullanımları söz konusu değildir. 3-5 günden daha fazla kullanımları mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır. Unutmayın ağrı kesici kullanmak sorunu çözmemekte sadece sorunu ertelemekte veya gizlemektedir ve uzun süreli kullanımlarda bunun mutlaka sağlığınıza bir bedeli olacaktır.

   Kan basıncını ne sıklıkla ölçmem gerekir? Ne sıklıkla kontrollere gitmem gerekir?

     İlaç dozunun belirlenmesi evresinde, erişilen kan basıncıyla veya yan etkilerin ortaya çıkmasıyla uyumlu olarak, seçilen tedavi rejimini ayarlamak (ilaç dozunun yükseltilmesi, başka ilaçların eklenmesi, dozun düşürülmesi veya ilacın kesilmesi) için hastalar sık (örneğin 2-4 haftada bir) görülmelidir. Bu evrede, hastaya kan basıncını evde kendi kendine ölçmesi öğretilerek, doz titrasyonu veya hedefe erişme konusunda yardımcı olunabilir. Genelde sabah ve akşam olmak üzere günde iki ölçüm tavsiye edilir. Hedef kan basıncı düzeyi ve düzeltilebilir tüm risk faktörlerinin kontrolü de dahil, tedavi hedeflerine bir kez erişildikten sonra, ziyaretlerin sayısı önemli ölçüde azaltılabilir. Kardiyovasküler riski düşük ve kan basıncındaki yükselme hafif düzeyde olan hastalar 6 ayda bir görülebilecekken, başlangıç kan basıncı düzeyi daha yüksek olan veya kardiyovasküler riski yüksek veya çok yüksek olan hastalar daha sık görülmelidir. İlaç dışı tedavi alan hastalarda genelde bu tedavi rejimine uyum düşük, kan basıncı yanıtı değişken olduğundan ve başarısızlık durumunda zaman kaybetmeden ilaç uygulamasına geçmek gerektiğinden daha sık izleme ziyaretleri gerekir. Evde kan basıncı ölçümü ziyaretler arasını uzatmaya olanak sağlayabilir ve yeni teknolojiler, örneğin evde ölçülen kan basıncı değerlerinin hekimin muayenehanesine telefonla bildirilmesi, izlem ziyareti şemasını daha basitleştirebilir ve hastanın tedaviye bağlılığını daha da arttırdığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, genel olarak, izlem ziyaretlerinin arasının çok açılması tavsiye edilmez çünkü iyi doktor-hasta ilişkisi tedavi için hayati önem taşımaktadır ve sık ziyaretler bunu korumaya yardımcı olmaktadır. Altı ay içinde kan basıncı hedeflerine erişilmemesi durumunda veya daha önce sağlanmış olan iyi düzeydeki kan basıncı kontrolü yetersiz hale gelirse, hipertansiyon konusunda uzman bir hekime veya bir hipertansiyon kliniğine sevk düşünülmelidir.

   İlaç kullanmak istemiyorum, iyi bir yaşam tarzı değişikliği yapsam yetmez mi?

     Tedavi seçeneklerine ilişkin kararlar (yaşam tarzı değişikliği ve/veya ilaç tedavisi), başlangıçtaki toplam kalp-damar hastalık risk düzeyine göre uygulanması gerekmektedir. Hipertansiyon tanısı almış bireylerin eğer kan basıncı değerleri belirli bir süre yaşam tarzı değişikliği uygulamaları ile istenilen değerlere gerilemiyorsa bu kişilerin antihipertansif ilaçlarla tedavi edilmeleri gerekir. Yaşam tarzı değişikliği uygulamaları için hastaya verilecek süre hastanın toplam kap-damar hastalığı riskine, kan basıncı değerine ve eşlik eden hastalık mevcudiyetine göre değişmektedir. Örneğin şeker, böbrek yetersizliği, geçirilmiş inme, kalp-damar hastalığı gibi süreğen rahatsızlıkları olan çok yüksek riskli hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri ile beraber ilaç tedavisine hemen başlanmalıdır. Çok yüksek risk grubunda olan hastalarda sadece yaşam tarzı değişiklikleri denenerek zaman kaybı yapılmamalıdır.

   İlaç tedavisine bir kez başlandığında, ömür boyu devam etmek gerekir mi?

     Doğru şekilde hipertansiyon tanısı konulmuş hastalarda tedavinin bırakılması sonrasında, kan basıncı, er ya da geç, tedavi öncesindeki yüksek düzeylerine geri döner. Bununla birlikte, uzun süreli kan basıncı kontrolü sonrasında, kullanılan ilaç dozu ve sayısında, özellikle yaşam tarzına ilişkin önlemlere katı şekilde uyan hastalarda dikkatli ve kademeli bir azaltma girişiminde bulunmak mümkün olabilir. Bununla birlikte, tedavide “basamaklı azaltma” girişimleri tedbirli bir şekilde yapılmalı ve kan basıncı değerleri devamlı olarak izlenmeli, tercihan evde izleme sonuçlarıyla takip edilmelidir.

   İlaçları aç tok almam fark eder mi?

     Bu sorunun cevabı kullanmakta olduğunuz ilacın emiliminin besinlerle değişip değişmemesine bağlıdır. Bazı tansiyon ilaçlarının emilimi besinlerden etkilenebilir. Bu türlü ilaçların aç alınması gerekir. Eğer ilacın emilmesi besinlerle değişmiyorsa aç veya tok alınması etki bakımından fark yaratmaz. Bu konuda doktorunuzdan yardım almanız gerekir.

   İlacı içmeden önce tansiyonumu ölçtüm ve normal saptadım, eğer ilacı içersem tansiyonum çok düşmez mi?

     Her zaman ilacı içtiğiniz saatte tansiyonunuzu normal saptadıysanız bu çok güzel çünkü bu durum ilacınızın 24 saatlik etki sağlayabildiğini ve kan basıncınızı kontrol altına alabildiğini göstermektedir. Bu saatten sonra tansiyonunuz artışa geçmeye başlayacaktır. Eğer ilacı içmezseniz bu artışı fark edeceksiniz. İlacı içmeye devam ederseniz bu artış olmayacak ve kan basıncınız kontrol altında kalmaya devam edecektir. Yani son içtiğiniz ilaçtan 24 saat süre geçmişse, son ilacın etkisi bitecektir ve yeni içeceğiniz ilaç ile kan basıncında ek bir düşme oluşmayacaktır.

   İki veya daha fazla ilaç kullanıyorum, ilaçları aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı içmeliyim?

     Çoğunlukla gündüz saatlerinde daha fazla yüksek kan basıncına maruz kaldığımız için ilaçların genelde sabah aynı anda veya kısa aralıklarla alınması tercih edilir. Zaten son zamanlarda hazır kombine preparatlar satışa sunulmuş ve bu ilaçlar genelde iki ilacın sabit dozlarda kombinasyonlarından oluşmaktadır. Tek seferde ilaç kullanımında hastanın tedaviye uyumu daha kolay ve fazla olmaktadır. Bununla birlikte kombinasyon ilaçlarının hepsinin aynı anda alınması nadiren ciddi tansiyon düşmelerine neden olabilir. Bu duruma tedavinin 24 saate yayılmasıyla çözüm getirilebilir. Doktorunuzun önerisiyle ilaçları sabah, öğle ve akşam şeklinde ayrı zamanlarda da alabilirsiniz. Ancak bu şekilde ilaç kullanımında hastanın tedaviye uyumu daha güç olmaktadır.

   Bugün ilacımı aldım mı almadım mı hatırlamıyorum, ne yapmalıyım?

     İleri yaşlarda hafıza güçlükleri nedeniyle sık olarak bu sorun gündeme gelir. İlaç alımını unutmamak için özel sistemlerin geliştirilmesi (örneğin her günü temsilen küçük bölmeler halinde haftalık ilaç kutularının kullanılması) yararlı olabilir. Hasta o gün ilacını alıp almadığını hatırlamıyorsa, birkaç saat tansiyon takibi yapabilir; eğer kan basıncında yükselme eğilimi başlarsa muhtemelen ilacını almamıştır, bu takdirde ilacını hemen alabilir. Uzun bir süre tansiyon normal seyirde seyredip daha sonra yükselme gelişirse, yeni ilacı almaya 12 saatten az bir süre kalmışsa ve hastanın tıbbi durumu uygun olmak koşulu ile alternatif olarak kısa etki süresine sahip kaptopril dil altına uygulanabilir. Daha sonra doz zamanı geldiğinde mutat ilacına aynı dozda devam edebilir.

   Tansiyon ilacı içerken tansiyonlarım çok düşmeye başladı, ne yapmalıyım?

     Hipertansiyon ilacı kullanırken kan basıncında beklenenden fazla düşmeler görülebilir. Bu durum genelde tedavi başlarında, yaz aylarında, bulantı-kusma-ishal gibi sıvı kaybının fazla olduğu hastalıklar esnasında veya yaşam tarzı değişikliklerinin çok iyi uygulanmaya başlaması ile oluşabilir.
Tedaviye başlarken ilaç dozu doktor tarafından belirlenir. İlaca bağlı kan basıncında tahmin edilenden fazla kan basıncı düşüşü olursa doktorunuzu durumdan haberdar etmeli ve onun tavsiyesi ile doz azaltmanız gerekebilir.
Yaz aylarında terleme ile fazla miktarda tuz ve su kaybı olur. Buna bağlı olarak, yaz aylarında hipertansiyon ilaçların etkisi daha belirginleşir ve kan basıncında olağandan fazla miktarda düşmeler yaşanabilir. Bu durumda, doktorunuz yaz aylarına sınırlı olacak şekilde ilaç dozlarında %25-50’lik bir azaltmaya gidebilir.
Bulantı-kusma ve özellikle de ishal olan durumlarda da tuz ve su kaybı fazla olur. Buna bağlı ciddi tansiyon düşüklükleri yaşanabilir. Bu durum düzelene kadar doktorunuzun önerisi alınarak geçici süre doz azaltılması ve hatta doz atlanması yapılabilir.
Bazı hipertansiyon hastaları yaşam tarzı değişikliklerini o kadar iyi uygulayabilir ki bu hastalarda zaman içerisinde tansiyon ilaçlarına olan ihtiyaç azalabilir. Kullanılan ilaç dozu ve sayısında, özellikle yaşam tarzına ilişkin önlemlere katı şekilde uyan hastalarda dikkatli ve kademeli bir azaltma girişiminde bulunulabilir.

   Ayağa kalktığımda baş dönmelerim oluyor, tansiyon ilaçlarından olabilir mi?

     Bu durum genelde ileri yaşlı hastalarda görülür. Kişi ayağa kalktığı zaman kan basıncında oturur pozisyona göre ani ve fazla miktarda düşme ve buna bağlı baş dönmesi oluşur. Bu duruma ‘ortostatik hipotansiyon’ denir. Yaşlı bir hastaya ilaç başlanırken bu durum mutlaka göz önünde tutulmalıdır. Bu yüzden ileri yaşlı hastalarda tansiyon ölçümleri yapılırken hem oturur pozisyonda hem de ayakta ölçüm yapılmalıdır. Eğer ayaktayken kan basıncı, oturur pozisyona göre 20 mmHg veya daha fazla düşüyorsa o kişide ortostatik hipotansiyon var demektir. Ortostatik hipotansiyonu olan bir hastaya ilaç başlarken düşük sayı ve dozda ilaç başlanıp, yavaş yavaş doz arttırılmalıdır. Bazen bu durum ilaç alan herhangi bir yaştaki hipertansif hastada da görülebilir. Bu duruma ise ‘ilaca bağlı ortostatik hipotansiyon’ denir ve kullanılan ilaç sayı ve dozlarının fazla geldiğinin göstergesidir. Bu hastalarda ilaç sayı ve dozları doktora danışılarak azaltılabilir.

   Hipertansiyon ilaçlarının yan etkileri nelerdir?

     Hipertansiyon ilaçlarının ortak potansiyel yan etkileri şunlardır;

  • Düşük kan basıncı (hipotansiyon)
  • Baş dönmesi veya göz kararması
  • Bayılma (senkop)
  • Çarpıntı
  • Aritmi (anormal kalp ritmi)
  • Baş ağrısı
  • Ciddi güneş yanığı veya döküntüye yol açan güneş ışığına karşı artmış hassasiyet
  • Uyuklama, güçsüzlük yorgunluk
  • Eklem veya bel ağrısı
  • Karında rahatsızlık, bulantı, ishal
  • Kabızlık
  • Cinsel isteksizlik, iktidarsızlık
  • Depresyon
  • Alerjik reaksiyon

Bu kadar çok yan etki gözünüzü korkutmasın. Bu yan etkilerin çoğu geçicidir, ilacın değiştirilmesini gerektirecek kadar şiddetli olanları oldukça azdır. Unutmayalım ki, hipertansiyonun bize vereceği zarar, ilaçların yan etkilerinin yanında çok daha fazla olacaktır.

   Tansiyon ilaçlarını uzun süre kullanırsam karaciğer veya böbreğimde bir hasar oluşur mu?

     Tansiyon ilaçlarının süre ile ilişkili karaciğer veya böbreğe herhangi bir zararı söz konusu değildir. Böbrek damarların her ikisinde birden darlık olan durumlarda bazı ilaçların (ACE inhibitörleri ve anjiyotensin reseptör blokörleri) ilk kullanımlarında ani böbrek yetmezliği gelişebilir. İki taraflı böbrek damarlarında darlık bazen yaşlanmakla ortaya çıkabilir. Bu durum genellikle uzun süredir kan basınçları kontrol altında olan bir hastada kan basınçlarında ani yükselme görülmesiyle veya periyodik kan analizlerinde böbrek işlevlerinin bozulmasıyla kendini belli eder. Gördüğünüz gibi aslında her iki olayda da doğrudan ilaçlara bağlı böbrek hasarı olmamakta, ilaçlar sadece altta yatan bozulmayı aşikar hale getirmektedir. Süreye bağlı böbrek hasarını yapan hipertansiyon ilaçları değil hipertansiyonun kendisidir. Hatırlayınız hipertansiyon böbrek hastalığının hem nedeni hem de sonucudur.

   Ani kan basıncı yükselmelerinde ne yapmalıyım?

     Ani kan basıncı yükselmeleri klinik özelliklerine göre ‘hipertansif acil’ ve ‘hipertansif öncelikli durumlar’ olarak ikiye ayrılır. Ani gelişmiş organ hasarı bulunan, kan basıncının genellikle damardan uygulanan ilaçlarla dakikalar içinde düşürülmesi gerektiği klinik durumlara hipertansif aciller; kan basıncının belirgin derecede yükselmiş olduğu ancak hedef organ hasarının bulunmadığı ve kan basıncını saatler içinde, çoğunlukla ağız yolundan ilaç vererek, düşürülmesi gereken durumlara da hipertansif öncelikli durumlar adı verilir.
Tedavinin tipi ve yapılması gereken konusunda en önemli belirteç, hipertansiyona bağlı gelişen organ fonksiyon bozukluğudur. Kan basıncının değeri, organ hasarı için önemli değildir. Çünkü ani olduğunda, az bir yükselme bile ciddi hayati organ hasarına neden olabilmektedir. Böyle bir durumda mutlak suretle hastaneye başvurmanız gerekmektedir.
Organ hasarı olmayan ancak belirgin kan basıncı yüksekliği olan hastalarda çoğunlukla neden düzensiz ilaç kullanımı, yaşam tarzına dikkat edilmemesi (özellikle tuz kısıtlamasının uygulanmaması), fazla kilo, stres, alışılmamış efor sarf edilmesi veya damar büzücü ilaç kullanımıdır. Bu gibi durumlarda çoğunlukla ağız yoluyla tedavi önerilir ve kan basıncında 24-48 saatte kontrol sağlanması amaçlanır. Ani tansiyon yükselmelerinde ağız yoluyla uygulanacak tedavi de olsa mutlaka bir doktora danışılmalı ve görüş alınmalıdır. Hasta bu türlü uygulamalara hiçbir zaman kendi başına kalkışmamalıdır. Ağız yoluyla tedavide en çok kullanılan dilaltı kaptopril uygulamasıdır. Ülkemizde 25 ve 50 mg’lık preparatları bulunmaktadır. Genellikle 25 mg’lık tabletin dilaltı uygulamasından sonra etki 15-20 dakika sonra görülmeye başlar ve 8 saat sürer. Eğer kan basıncında bu uygulama ile düşme sağlanamaz ise vücuda volüm fazlalığı (su ve tuz) düşünülmelidir. Bu durumda genellikle ağızdan diüretik tedavi uygulamasına geçilir. Önceki yıllarda kullanılan dilaltı nifedipin uygulaması, istenmeyen olumsuz kardiyovasküler olaylara yol açtığı için günümüzde terk edilmiştir. Gene çoğunlukla koroner damar hastalarının göğüs ağrısı için kullandıkları dilaltı nitrat uygulaması, kan basıncını düşürmek amacıyla kullanılmamalıdır.

   Ani kan basıncı düşmesinde ne yapmalıyım?

     Ani kan basıncı düşmeleri gerek hipertansiyon hastalarında gerekse normal tansiyonlu bireylerde görülebilir. Çoğunlukla belirlenebilir bir neden vardır; aşırı idrar söktürücü kullanılması, aşırı egzersiz, sıcak, kusma, ishal gibi vücuttan sıvı kaybının fazla olması, yetersiz beslenme, aşırı fiziksel yorgunluk gibi birçok faktör saptanabilir. Sıklıkla kişide soğuk terleme, çarpıntı, halsizlik, bulantı, baş dönmesi, göz kararması ve bilinç bulanıklığı saptanır. Tansiyon düşüklüğü daha da artarsa veya süre uzarsa kişide ani bayılma da görülebilir. Ani tansiyon düşüklüğü durumunda kalbe dönen kan miktarını arttırmak ve tansiyonda yeterli yükselmeyi sağlamak için hastaya hızlı bir şekilde pozisyon vermek gerekir. Hastayı sırt üstü yatırıp ayaklarını ve kollarını yukarı kaldırmak, kısa sürede tansiyonun yükselmesini sağlayacaktır. Bir süre bu pozisyon korunduktan sonra hasta kademeli olarak dikey pozisyona getirilir. Yani önce düz uzanma pozisyonu, daha sonra oturma ve en sonunda ayağa kaldırma sağlanır. Bu süre boyunca hastanın varsa sıvı açığının kapatılması gerekir. Çok sık yapılan bir yanlışta bu atak esnasında hastaya tuzlu ayran veya gıda verilmesidir. Tuzlu gıda alınınca kan basıncının hemen yükselmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hatta hipertansiyonlu bir hastaya verilmesi daha sonrasında sıkıntı bile doğurabilir. Eğer tansiyon düşüklüğü atağı yeme-içme ile ilişkili bir soruna bağlıysa ve hastanın bilinci açık ise bu durumda ağızdan sıvı ve katı gıdalar verilebilir. Hastanın bilinci kapalı veya bulanık ise asla ağızdan sıvı veya katı gıdalar verilmemelidir. Bu durumda profesyonel sağlık ekibinden acil yardım istemelisiniz.

   İlaçların yeterli gelip gelmediğini nasıl anlamalıyım? Ne zaman doz veya ilaç değiştirmeliyim?

     Kan basıncının kontrol altında olup olmadığının anlamanın tek yolu ölçümdür. Kan basıncında hem gün içinde hem de günden güne, aydan aya ve mevsimden mevsime büyük değişimler gözlenebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, tanıda olduğu gibi, bir ilacın veya ilaçların yeterli olup olmadığının değerlendirilmesinde de belirli bir zaman aralığında (tercihen 7-10 gün), farklı zamanlarda yapılan birden çok kan basıncı ölçümü yapılmalıdır. İlacın veya ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi için genellikle 1 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Çok hızlı yapılacak değişiklikler klinik tablonun daha da karışmasına neden olacaktır. Birkaç güne sınırlı kan basıncı değişikliklerinde hemen ilaç değişimine veya doz değişimine gidilmemesi gerekir. Böyle durumlarda hastanın yaşam tarzına ait son günlerde olan değişikliklerin dikkatle irdelenmesi gerekir. Örneğin her zaman alışagelmiş tuz tüketiminin seyahat veya ziyaretler nedeniyle artması, ailesel veya iş yaşamı nedeniyle strese maruz kalınması veya tansiyon yükselmesine neden olabilecek bir takım ilaçların geçici süreyle alınma zorunluluğu kısa süreli, geçici tansiyon yükselmelerine neden olabilir. Eğer kan basıncında yükselme birkaç gün dışında belirgin şekilde süreğenleşmiş ise doktorunuza danışarak ilaçların dozunun arttırılması, başka bir sınıf ilaca geçilmesi veya eklenmesi gerekebilir.

   Uzun süredir aynı tansiyon ilacını kullanıyorum, değiştirmem gerekir mi?

     Bir tansiyon hastasının ilacı iki nedenle değişir: ilacın yetersiz kalması veya yan etki görülmesi. Sanılanın aksine tansiyon ilacına zamanla tolerans gelişmesi yani etkinliğinin kaybı söz konusu değildir. Bir ilacın zamanla yetersiz kalması kişide olan hipertansiyonun evresinin arttığını (örneğin yaşlanma ile evre 1’den evre 2’ye geçiş) veya yeni bir takım anormalliklerin(örneğin böbrek damarlarında darlık. Böbrek yetmezliği) ortaya çıktığını gösterir. Her iki durumda da mutlaka doktor kontrolünde değerlendirme ve gerekirse tedavi değişikliği yapılır. Ancak hasta uzun süredir aynı ilacı kullanıyor ve kan basıncında kontrol sağlanmışsa, bu kişinin süreden ötürü ilaç değişikliğine gitmek istemesi kan basıncında gereksiz dalgalanmalara neden olabilir.

   Tansiyon ilaçları cinsel isteksizlik yapar mı?

     Öncelikle hipertansiyonun bizzat kendisinin de cinsel isteksizlik yaptığı unutulmamalıdır. Ayrıca hipertansif hastaların çoğunluğunda sigara kullanımı, damar sertliği, şeker hastalığı ve kolesterol yüksekliği gibi birçok cinsel aktiviteyi etkileyecek faktörler de eşlik etmektedir. Bununla birlikte bazı tansiyon ilaçlarının kişide cinsel isteksizlik yapabileceği de bir gerçektir. En belirgin cinsel isteksizlik yapan ilaçlar beta blokörler ve tiazid sınıfı idrar söktürücülerdir. Böyle bir durum söz konusu olursa doktorunuza danışarak başka bir ilaç sınıfına geçebilirsiniz.

   Hipertansiyon hastasıyım, cinsel performansı arttıran ilaç kullanabilir miyim?

     Cinsel aktiviteyle ilişkili olarak kalp hastalığı riskinde belli bir artış söz konusu olması
nedeniyle hekimler hastalarının kalp-damar durumlarını dikkate almalıdır. Cinsel aktivitenin başlangıcında kalple ilgili belirtilerin (çarpıntı, aşırı terleme, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, baskı şeklinde göğüs ağrısı gibi) oluştuğu hastalara, cinsel aktiviteye devam etmemeleri ve bu durumu doktorlarına bildirmeleri tavsiye edilir.
Hipertansif olup cinsel performansı arttıran ilaçların önerilmediği hasta grupları:

  • Son 90 gün içerisinde kalp krizi geçirmiş hastalar
  • Koroner damar hastalığı olup nitrat sınıfı ilaç kullanan hastalar
  • Cinsel ilişki sırasında göğüs ağrısı oluşan hastalar
  • İleri düzeyde kalp yetmezliği olan hastalar
  • Kontrol altına alınamayan ritim bozukluğu olan hastalar
  • Düşük tansiyon (90/50 mmHg’den az) veya kontrol altına alınamayan hipertansiyonu (170/100 mmHg’ den fazla) olan hastalar

   Hipertansiyon ilaçları ile cinsel performansı arttıran ilaçların etkileşimi var mı?

     Sildenafil, tadalafil gibi cinsel performansı arttıran ilaçların hafif damar genişletici ve kan basıncı düşürücü etkileri vardır. Genelde hipertansiyon ilaçları ile ciddi etkileşime girmezler, tansiyon ilaçları ile birlikte kullanıldıklarında kan basıncında hafif bir düşme eğilimi gözlenir. Bununla birlikte genellikle prostat büyümesi olan hipertansif hastalarda kullanılan doksazosin gibi alfa adrenerjik blokör sınıfı ilaçlarla bu ilaçların eş zamanlı olarak alınması durumunda belirgin tansiyon düşüklüğü oluşabilir.

   Tansiyon ilacı ile beraber düşük doz aspirin de almalı mıyım?

     Düşük doz aspirin, aşırı kanama riski bulunmaması koşuluyla, daha önce kalp-damar hastalığı geçirmiş (kalp krizi, felç gibi) hipertansif hastalara verilmelidir. Ayrıca hipertansif olup kalp-damar hastalığı geçirmemiş ancak 50 yaşın üzerinde, serum kreatininde orta derecede yükselme veya yüksek kalp-damar hastalık riskine sahip hastalarda da düşünülmelidir.
Unutulmaması gereken önemli bir konu da beyin kanaması riskini en aza indirmek için düşük doz aspirin tedavisine kan basıncı kontrolü sağlandıktan sonra başlanması gerektiğidir.

   Limon, sarımsak gibi gıdalar tansiyon düşürür mü?

     Birçok besin maddesinin içerdiği birtakım moleküllerden dolayı kan basıncına olumlu etkileri tanımlanmıştır. Şifa veren otlar olarak bilinen bu gıdalardan hipertansiyon için en fazla uygulananları armut, böğürtlen, frenk üzümü, maydanoz, kekik, sarımsak ve limondur. Etkileri genelde geçici ve çok hafif düzeylerdedir. Bu yüzden bu besinleri tedavi maksatlı kullanmak mümkün değildir. Sağlıklı beslenme alışkanlığı çerçevesinde günlük diyetimize yerleştirilmesi ve tüketilmesi tavsiye olunur.