Hastalığın gelişimi yavaş seyirli olduğu için hipertansiyon hastalarının yaklaşık yarısında başlangıçta hiçbir belirti olmaz. Belirti olan hastalarda ise en sık görülen şikayetler baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, çarpıntı, yorgunluk, halsizlik, özelikle egzersiz esnasında nefes darlığı, fazla terleme, sık idrara çıkma ve burun kanamasıdır. Hastalar sabah uyandıklarında özellikle kafanın arka tarafında bir baş ağrısı duyarlar. Bu baş ağrısı günün ortalarına doğru hafifleyerek kaybolur. Ancak arka tarafındaki “sabah olan baş ağrısı” kural değildir. Baş ağrısı günün herhangi bir saatinde ve başın herhangi bir bölgesinde de ortaya çıkabilir.

Hastalığın ilerlemesi ile birlikte hedef organlarda hasarlar oluşmaya başlar ve bunlara ait belirtiler de görülmeye başlanır. Hipertansiyon kalbin iş yükünü arttırır. Kalp kası artan bu iş yükünü karşılayabilmek amacıyla önceleri büyür ve kalınlaşır. Artan bu kas kitlesi kalbin özellikle gevşeme fonksiyonunu bozar; yani kalp akciğerlerden temizlenmiş olarak gelen kanı hızla içeriye alamaz. Bu durum özellikle efor sarf ederken(yürüme, koşma, merdiven çıkma gibi) akciğerlerde basınç artışına neden olur. Hasta bu gevşeme bozukluğunu genellikle efor esnasında nefes darlığı ve çarpıntı şeklinde hisseder. Kalp kasının büyümesi, kalbin oksijen gereksinimini artırır.

Buna karşılık, kalbin koroner damarları artmış olan bu gereksinime yanıt verebilecek duruma gelemezler. Eğer zeminde koroner damar tıkanıklığı da varsa, bunun sonucu olarak koroner kan dolaşımı daha da bozulur ve göğüste eforla ortaya çıkan, genelde baskı şeklinde tarif edilen iskemik (kanlanma bozukluğu) ağrı oluşur. Büyümüş olan kalp, bir süre sonra kendisini bırakır ve genişler. Kalp kasılma gücünü kaybeder ve böylece kalp yetmezliği belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Felçler, hafıza bozuklukları, kişilik değişiklikleri beyin hasarının, görme bozuklukları göz hasarının belirtisi olabilir.